Yayın tarihi 10/11/2009 Son güncelleme 11/11/2009 10:33 TSİ
Avrupa'daki Son Duvar Direniyor
Fransız medyasında tarih ile gündemi birleştirerek "Avrupa'daki son duvar direniyor" başlığını atan Le Monde Türkiye'yi de ilgilendiren önemli bir röportaja yer vermiş. Gazete, Avrupa Birliği üyesi Kıbrıs Rum Kesimi ile AB'ye tam üye adayı Türkiye arasındaki duvarların hala kalkmadığı konusunu işliyor.
Berlin Duvarı yıkılırken Kıbrıs’ta hala tarafları ayıran bir duvarın dimdik ayakta olduğu vurgulanan haberde gazete, Türkiye'nin Ankara Anlaşmasın'dan doğan yükümlülükleri olduğunun altını çiziyor. "Avrupa’nın küçük bir üyesinin, 35 yıldır, bir duvarla dondurulmuş halde sorunlarının çözümünü bekliyor. Güney Kıbrıs’ın uluslararası camia tarafından tanınıyor, Kuzey Kıbrıs ise sadeceTürkiye tarafından tanınıyor." ifadelerini kullanıyor.
Lellouche: "Kıbrıs Aralık zirvesinde gündeme gelmeli"
Haberde Fransa'nın Avrupa İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Pierre Lellouche'un da konuya ilişkin kendisinin ve Fransa'nın tavrı soruluyor. Bakan Lellouche röportajda, “Bir üye ülke, bir aday ülke tarafından işgal edilmiş. Bu absürd. Kıbrıs konusu Aralık zirvesine gelmelidir. Kıbrıs toprakları parçalanmış. Avrupa'nın pozisyonu Janus'un iki yüzü gibi. Bir yüzü çok güçlü, diğer yüzü zayıf. Soğuk savaştan sonra Avrupa'yı toparlam konusunda inanılmaz bir güç sergiledi. Ama en küçük üyesindeki sorunun 35 yıldır sürmesine göz yumuyor. Eğer bçylekalırsa nasıl dünyanın geri kalan bölümüne Avrupa politik değerlerini anlatabiliriz? Balkanlarda nasıl inandırıcı olabiliriz? Zamanımızla çelişen bir durum da var. Lizbon anlaşmasının kabulüyle dünyada Avrupa'nın sesini etkili biçimde duyuracak bir Dışişleri Bakanlığı ihdas ediliyor, hem de bu problemi çözemiyor" dedi.
Kıbrıs sorununun çözülememesinin "absürd olduğunu" dile getiren Lellouche, "Harekete geçmek lazım. Zaman elverişli, ufak bir barış penceresi var. Avrupa’nın dinamiği inkar edilemez. Türkiye’nin Kıbrıs ile ilişkilerini normalleştiren Ankara protokolü Aralık zirvesinde tartışmaya açılmalıdır. Sonuçta Kıbrıslıların iki büyük abisi de barış için hevesli. Türkiye üyelik perspektifinde Avrupa’daki imajını geliştirmek istiyor. Yunanistan daki yeni hükümet de çıkmaza son vernek istiyor. Bana göre 19. yüzyılın kalıntısı olan ve üç ülkeye (Yunanistan, Türkiye ve İngiltere) Kıbrıs’a müdahale hakkı veren garantörlük sistemini de terketmek lazım. Kıbrıs’ın tek garantisi Avrupa Birliği olmalıdır." diye konuştu.
Soğuk Savaş Sonrası Genişleme Bitmiştir
Bakan Lellouche, Berlin Duvarının yıkılışıyla Avrupa Birliği'nin de 27 üyeye ulaştığını belirten ve "Bu genişleme nereye kadar gidecek?" sorusuna da şöyle yanıt veriyor: “Uzun vadeli bir öngörüden söz edemeyiz. Ama soğuk savaş sonrası genişleme bitmiştir. Doğuda AB balkanlardan daha öteye gitmeyecektir. Belki başka anlaşmalar olacaktır ama üyelik olmayacaktır”.
Berlin'deki tarihi kutlama
Gazeteler Berlin'deki tarihi ve bir o kadar da gösterişli kutlamaya manşetlerinden yer vermiş. Le Monde "Berlin duvarının yıkılışı, nasıl 2009 Avrupa'sını doğurdu" başlığıyla Berlin'deki kutlamaları, "diplomasi sembolü" olarak nitelemiş. Gazete, günün belki de en keskin analizini yaparak "Komünizmin yıkılışından, kapitalizmin krizine 20 yıllık dönüşüm" ifadesini kullanmış. Görkemli gösterilerle Berlin'in dünyanın merkezi haline geldiği yorumuna yer vermiş.
Le Monde, manşet fotoğrafı olarak gösterilere katılan ve gülümseyen öğrencileri tercih ederken, Le Figaro, Merkal'in etrafında yağmur altında beyaz şemsiyeler eşliğinde Sarkozy, Medvedev ve Brown'ın olduğu bir fotoğrafı seçerek "Avrupa özgürlüğünü kutlamak için Berlin'de birleşti" manşetini atmış. Gazete, kutlamaların yıldızının duvarın yıkılmasında büyük rolü olan Sovyet Rusya eski Devlet Başkanı Mikhail Gorbaçev ve Polonya'nın sembolik sendikası Solidarnosc'ın kurucu lideri ve Polonya eski devşlet başkanı Lech Walesa olduğunu aktarmış. Gazete Walesa'nın "Beni güldürmeyin. Gorbaçev hiçbir zaman duvarın yıkılmasını istemedi, ne de komünizmin yıkılmasını. Bunların hiçbiri onun yolunda yoktu" sözlerini öne çıkarmış.
Libération ise kendi muhabiri tarafından ortaya çıkarılan Sarkozy'nin Facebook'tan anlattığı 9 Kasım 1989'daki Berlin hatırasını birinci sayfadan vermiş. Gazete, "Sarkozy Berlinde'ydi ama ne zaman?" başlığıyla, Cumhurbaşkanı'nın ifadelerindeki çelişkiyi vurgulamış. Gazete kutlamaları da "Bir kutlama, pekçok okul" başlığı altında, öğrencilerin gösterilere davet edilmesini eleştirmiş. Gösterilere 100 binin üzerinde insanın katıldığını belirten Libération da Valesa'nın "Gorbaçev'in Berlin Duvarını yıktığını söylemek büyük bir yalandır. Bunu asıl hak eden Papa 2. Jean Paul ve Solidarnosc'tır" sözlerini alıntı yapmış.
Obama'dan sürpriz video
Gazeteler Berlin'deki kutlamalarla ilgili haberşerinde Amerika Başkanı Barack Obama'nın katılmamasının önemli bir eksik olduğunu da belirtmiş. Le Figaro, "Obama'dan sürpriz video" ara başlığıyla etkili bir mesaj gönderen Obama'nın "Aramızdan çok azımız bir gün Brandebourg'dan gelen Demokratik Alman bir kadının Almanya'yı yöneteceğine ve Afrika kökenli birinin Amerika'ya başkan olacağına inandırdı. Ama insanlığın kaderini insan yapıyor" sözlerine de yer vermiş.
L'Humanité ise, "Berlin, duvarın yıkılışını büyük şatafatla kutladı" başlığıyla veriyor. Tüm dünyada etki yaratan 20'inci yüzyılın en önemli olaylarından bir olan BBerlin Duvartı'nın yıkılışının 20. yıldönümü törenlerinde Alman Başbakanı Angela Merkel'in, Mikhail Gorbachev, Leh Valesa ve baba Bush ile birlikte kutladığını belirtiyor. Gazete, törenleri izlemek isteyen Berlinlilerin medya ve politikacı şişirmesiyle büyük bir şatafata dönüşmesinden rahatsız olduklarını da aktardı. BBc tarafından yapılan bir anketi de aktaran gazete, 27 ülkede yaklaşık 30 bin kişiye sorularak yapılan ankette, katılanların yalnızca yüzde 21'inin kapitalist sistemin düzgün işlediğini söylemiş. Katılanların yüzde 23'ü Fransızların ise yüzde 43'ü sistemin değişmesi gerektiği görüşünü belirtmiş.
La Croix ise Avrupa'nın dişnamosu olduğuna inandığı Fransa-Almanya ikilisinin dostluklarını daha da geliştirmesi gerektiğinin altını çizen bir manşet habere yer vermiş. Sarkozy'nin dünkü kutlamalar için Berlin'e gittiğini, Angela Merkel'in de yarınki 2. Dünya Savaşı anma törenleri için Paris'e geleceğini duyuran gazete, liderlerin dostluklarının yanısıra iki ülke halkı arasındaki ilişkilerin de derinleştirilmesi gerektiğini savunmuş.
"Türkiye ile İran Yakınlaşmasına Yeni Delil"
Libération, Türkiye'de toplanan İslam Konferansı Örgütü'ne "İstanbul'daki dikkat çeken buluşma" başlığıyla geniş yer ayırmış. Gazete, İKÖ'nün İstanbul'daki toplantısında İran'ın da bulunduğuna dikkat çekmiş ve Abdullah Gül, Mahmud Ahmedinejad ve Beşir Esad'ın el ele gülümseyen fotoğrafına geniş yer vermiş. Toplantının Türkiye'nin İran ile yakınlaşmasının yeni bir kanıtı olduğuna dikkat çekilen Marc Semo imzalı haberde, "AKP lideri, Tayyip Erdoğan, İran'a nükleer eleştiri getiren ülkelerin hepsinin nükleer silahı olduğuna dikkat çekiyor. AB'yetam üye adayı ve NATO üyesi Türkiye bu dosyada önemli rol almak istiyor. Ankara'nın, sık sık 'yeni Osmanlı' diye tanımlanan yeni dış politikası, Türkiye'yi bölgesinde istikrar kutbu haline getirmek istiyor. İsrail-Filistin görüşmelerinde geçtiğimiz yıl arabulucu rolü üstlenmişti. Ama İsrail'in Gazze operasyonu sonrası Türkiye-İsrail ilişkileri yara aldı. Ardından Türkiye İsrail ile ortka askeri harekatı erteledi" ifadesi kullanıldı.
Marc Semo haberinde, Türkiye'nin Kafkaslarda barış için Ermenistan ile imzaladığı protokol ve bölgesinde artan prestijinin Avrupa'da inanılırlığını artıracağını savunarak, Cengiz Aktar'ın "Bu zeki bir strateji ama çoğu zaman beceriksizce yapılıyor" sözlerine yer veriyor. El Beşir'in Konferansa davetinin ise Hükümet tarafından önce savunulduğunu, ardından Ab'nin tepkisi üzerine sorıumluluk alınarak yerine getirildiğini belirten Semo, "AB üyesi olmak ve değerleri göz göre çiğnemek zor" sözüyle haberini noktalamış.
France Telecom'daki İntiharlar
"FranceTelecom'un duvarları arkasında" manşetiyle Berlin duvarı gündemini aşıp, France telekomdaki intiharları gündeme getiren l'Humanité, yönetimin seri intiharları durdurmak için verdiği pekçok söz verdiğini belirtmiş ve bu sözleri ne kadar hayata geçirdiğini irdelemiş. Telecom Genel Müdürü Dider Lombard'ın "Firmada yeni bir sosyal sözleşme yaratmalıyız" sözünü hatırlatan gazete, çalışanlardan aldığı bilgileri aktararak, yönetimin böylesine radikal bir değişiklikten uzak olduğunu, şimdilik yeniden yapılanma planını askıya almakla yetindiğini vurguluyor.
Elysee'den Rapçi Oğul'a da Torpil
L'Humanité son sayfasını, küçük oğlu Jean Sarkozy’nin Avrupa’nın en zengin iş merkezi La Defense’da bir kamu şirketinin başına geçirmek isteyince, torpil girişimine sert kamuoyu direnişiyle karşılaşan Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin, şimdi de müzik yapımcısı büyük oğlu Pierre Sarkozy için devreye girdiği haberine ayırmış.Habere göre, Elysee Sarayı, bu sefer de bir rap albümü için (Doc Gyneco) sponsor arayan büyük oğul Pierre Sarkozy için torpil girişiminde bulunmuş. Sanatçıların projelerine destek veren SCPP adlı kurumdan albümü için mali destek isteyen Pierre Sarkozy, kurumdan “red” yanıtı alınca, Elysee Sarayı’nın kültür danışmanı Eric Garandeau devreye girmiş. Danışman SCPP firmasının yöneticisi Marc Guez’i arayarak, Pierre Sarkozy’nin dosyasının neden reddedildiğini anlamadıklarını, dosyanın kabul edilmesinin yolunun olup olmadığını sormuş. Gazete yetenekli binlerce gencin kamu işlerinde ya da süpermarket kasalrında cezalandırıldığı birFransa'da bu girişimin öfke yarattığına dikkat çekmiş. Gazete haberini "Eğer onun adı Sarkozy ise ne olmuş yani !" sözleriyle bitiriyor.
Kültür ve Nietszche, "Avrupa'nın Budası"
L'Humanité, Yannis Constantinides'in "Nietzsche L'Eveillé - Uyanan Nietzsche" kitabında Alman filozof Nietzsche'nin tezlerine ilişkin yeni sorular getirdiğini yazıyor. Damien MacDonald'ın çizgileriyle süslenen kitapta, ünlü filozofa "Batının ya da Avrupa'nın Budası mı?" sorusuna yanıt arayan bir yaklaşım ele alınmış. Yazarın, Batıcı "İnsanüstü" teorisyeni Neitzsche'nin "Zen akılcılığına dönüş yapan ve tarihle örtüşmeyen bir çaprma etkisi" yaratıp yaratmayacağını sorguladığına dikkat çekiyor.
Arzu Çakır MORİN