Yayın tarihi 13/11/2009 Son güncelleme 13/11/2009 16:12 TSİ
Bugünkü gazete manşetleri: Le Figaro, "Suriye'den Obama'ya Çağrı", "Pasqua Chirac ve Villepin ile hesaplaştı", Libération, " Ndiaye: Hiçbir sözümü geri almıyorum, Mitterrand: Bu çok gülünç”, Le Monde “Video-gözetleme Fransa’nın bütün illerine yayıldı”, La Croix, "Social asansörü yeniden çalıştırmak lazım", L'Humanité, "Fransa, insanlık dışı muameleden yargılanmadı", "INSEE Fransa'nın dramatik sosyal portresini çizdi"
Esad'dan Obama’ya çağrı
Fransa'da üç gündür Ortadoğu liderleriyle mekik diplomasisine sahne oluyor. Ortadoğu barış sürecinde aradığı desteği Washington'dan bulamayınca Paris'e gelen İsrail Devlet Başkanı Benyamin Netanyahu'nun ardından bugün de Suriye Devlet Başkanı Başar Esad Paris'te. Ziyareti öncesi Le Figaro gazetesine röportaj veren Başar Esad, diplomasinin en sıcak sorularından "ortadoğuda barış görüşmelerine kimin arabuluculuk etmesini istediğinin" ilk sinyallerini de bu röportajda veriyor.
Esad, Le Figaro'ya, Türkiye’nin de adını teaffuz etti ama asıl harekete geçmesini istediği ülkenin Amerika ve Barack Obama olduğunu söyledi: "Obama barış için bir eylem planı hazırlamalı" başlığıyla verilen tam sayfa röportajda Esad, “Türkiye de arabulucu rolü oynamak isteğini dile getirdi. Ama buradaki eksik, Amerikanın hamiliği. Obama’nın barışa ilişkin sözleriyle hemfikiriz. Ama eylem planı nedir? Obama, bir eylem planı hazırlamalıdır. Aktif olmalı ve inisiyatif almalıdır, pasif kalıp, başkalarının harekete geçmesini beklememelidir. Burada açıkça, Güvenlik Konseyi’nin barışa karşı toprak çözümünü içeren Madrid kararına referans göndermek istiyorum. İsrail Hükümeti bu ilkeyi kabul ettiğini açıklamalıdır. Eğer bu ilke hayata geçerse, barış süreci de yeniden başlar” dedi.
Sarkozy ve Milli Kimlik Tartışması
Sarkozy'nin milli kimlik tartışmalarına geri döndüğü konuşması bugünkü gazetelerde geniş yer bulmuş. Haberi Le Figaro, "Sarkozy, PS'ye saldırdı: Sol, milli kimlikten korkuyor" başlığıyla işliyor. Gazete, Sarkozy'nin, La Chapelle en Vercors'da yaptığı konuşmadan bölümleri de aktarıyor. Cumhurbaşkanı, kara çarşafın Fransa’da yeri olamdığını yinelemiş ve “Bu tartışma tehlikeli değil, gerekli. Asıl tehlikeli olan herşey yolundaymış gibi yaparak, konuşmamaktır” diyerek solu uyarmış. Libération ise haberi daha küçük boyutta görerek, "Milli Kimlik: Sarkozy yeniden vurguladı" başlığıyla, tarım konulu konuşmasını milli kimliğe çevirmesinin şaşırttığını vurgulamış. Gazete, muhalefet lideri Martine Aubry'nin, "Fransızlar kendi kimliklerinden gurur duyuyorlar ama bunun Nicolas Sarkozy tarafından gündeme getiriliş biçiminden rahatsızlar" sözlerini de aktarmış.
Sarkozy, konuşmasından gazetelere yansıyan bölümlerde milli kimlik anlayışının sınırlarını, “Fransa, göçmen çocuklarını birer yurttaşa çeviren bir sistem sunmaktadır. Onlara tüm haklardan yararlanma olasılığı vermektedir. Haklardan yararlanalım ama görevlerimizi yerine getirmeyelim demek olmaz. Devekuşu gibi kafasını kuma gömen ve milli kimlik sorununu göremeyen politikacılar nedeniyle meydan aşırı uçlara kalıyor. Hep beraber tartışalım, beraberce düşünelim, milli kimlik tartışması hepimizi kapsıyor. Biz Fransızız, çünkü tek bir kültüre, tek bir dine, tek bir orijine kapanıp kalmamışız. Farklılıklarımız zenginliğimiz olmuş. Ama Fransa, kadınların köleleştirildiği bir yer asla olmayacak. Burkanın cumhuriyette hiçbir zaman yeri olmayacak. Fransa özgürlük ve eşitlik toprağıdır. Fransa, klise ile devletin ayrıldığı, herkesin inancına saygılı olunan bir ülkedir. Kimseye de kendi tarihini ve kültürünü unutmasını söylememektedir. Ama Cumhuriyetin her avantajından yararlanayım, hiçbir sorumluluğumu yerine getirmeyeyim diyemezsiniz. Fransa sadece bir çıkarlar komünitesi değil. Fransız olmak, bir medeniyet, değerler ve gelenekler formuna üye olmak demektir ” sözleriyle çizmiş.
Fransız iç siyasetinin önemli haberlerinden birisi de İçişleri Bakanı Brice Hortofeux'nün bakanlığın bir yıllık çalışmalarını değerlendirdiği basın toplantısı oldu. L'Humanité, "Fransızlar rahat uyuyun, Brice Hortofeux uyanık" alaylı başlığıyla, Bakanın "Dürüst her yurttaşa barışçıl bir hayat" sözü verdiğini aktarıyor. Gazete, Fransa'nın tüm illerinin 20 bin kamera ile izlendiğini belirten Bakanın, bu rakamı 2011 yılında üçe katlayarak kentleri izleyeceklerini aktaran sözlerini de eleştiriyor. La Croix da "Hortefuex milli huzuru sağlamak istiyor" diyerek, bakanın, güvenlik politikalarını sertleştirmesine gerekçe olarak artan suç olaylarını gösterdiğinin altını çiziyor. Le Figaro ise Bakan "Hortefuex milli huzur paktı hazırlıyor" başlığıyla Bakanı destekleyen bir tavır almış. Gazete, hergün Fransa'da 80 kişinin uyuşturucu suçundan yakalandığının altını çiziyor.
Gazeteler, Angolagate skandalından yargılanan ve 1 yıl hapis cezası alan İçişleri eski Bakanı Charles Pasqua'nın dün düzenlediği basın toplantısına yine geniş yer ayırmış. L'Humanité, "Angolagate: Pasqua suçluyor" başlığıyla, Chirac iktidarıunın kilit isimlerinden Pasqua'nın eski Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ile hesabını gördüğünü ve Chirac'ı da sorumluluğunu yerine getirmeye davet ettiğini dile getiriyor. La Croix, "Pasqua, Chirac'ı suçladı", Le Figaro, "Pasqua hakim Courroye'ya saldırdı ve Chirac'ı suçladı" başlığı altında ele almış.
Libération'dan Türkiye sayfası
Libération Gazetesi bugünkü sayısında, İstanbul'da seminerlere katılan Terra Nova adlı düşünce kuruluşuyla ortak iki tam sayfayla Türkiye- Fransa ve Avrupa Birliği üçgenindeki gergin ilişkileri mercek altına almış. "Türkiye'ye Evet" adlı kitabın da yazarı eski Başbakan Michel Rocard'ın "Türkiye'nin, politik Avrupa'da yeri vardır" adlı bir makalesine geniş yer ayıran gazete, Rocard'ın "Fransa'da Türkiye'nin AB üyeliğinin sıkıntılı algılandığını reddedemeyiz. Ama Fransızların Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olduğunu söylemek doğru değildir. 2004 yılında Türkiye ile müzakerelerin başladığı gün yapılan anketler Fransızların yüzde 56'sının bu kararı desteklediğini gösteriyordu. Aydınların ve politikacıların Türkiye'nin adaylığını reddetmelerinin nedeni Türkiye değil, Avrupa'nın kendi sorunlarıdır" diyor. Rocard, Avrupa'nın küreselleşme çağında ağırlığının olması isteniyorsa, Türkiye'nin adaylığına "evet" denmesi gerektiğini savunuyor.
Aynı bölümde CNRS'de Türkiye üzerine araştırma yapan politolog Jean François Bayart, "Cumhuriyetle uyumlu bir İslam" başlığıyla Türkiye'nin islami kimliğinin AB yolunda engel olmaması gerektiğini dile getiriyor. İktidardaki AKP'nin modern bir islma çizgisi olduğunu ve Cumhuriyetin kurumlarıyla uyum sağladığı analizini yapan Bayart, "Avrupa'nın, Türkiye'nin Ankara-Rusya hattında aşırı milliyetçi bir hatta ilerlemesinden hiçbir çıkarı olamaz" dedi. Akdeniz ülkelerinde yaşayan hristiyan azınlığın durumu açısından da bu etnik milliyetçiliğin körüklenmesinin bir faydası yoktur. Oriyantal Akdeniz ülkelerinde Lübnan'da, Filistin'de, Irak'ta ve Balkanlarda bunun sonuçlarını görüyoruz" uyarınsa bulundu.
AKP, 'B Planı'na geçti, Türkiye'yi kaybediyoruz !PS'li Pierre Moscovici, ise "Üyeliğin anahtarı Kıbrıs'ta" başlığıyla verdiği makalesinde, Türkiye'nin üyelik sürecini engelleyen üç engeli sıralıyor. Moscovici'ye göre bunun birinci nedeni, Chirac, Schröder, Blair gibi Türkiye yanlısı liderlerin yerlerini Sarkozy, Merkel gibi Türkiye karşıtı sağcı politikacılara bırakması. Devamı ise Moscovici'nin ağzından şöyle: "İkincisi, bunun da etkisiyle hayal kırıklıkları yaşayan Türkiye'de reformların yavaşlaması. Üçüncüsü ise Kıbrıs meselesi"... Moscovici, Türkiye'nin Kıbrıs konusunda adım atması gerektiğini belirtiyor.
Avrupa'nın da Türkiye'yi kaymetmemek için harekete geçmesi gerektiğini hatırlatan Moscovici, "Türkiye'yi kaybetme riski gerçek. Türkiye, kendi bölgesinde güç olmaya çalışıyor, Rusya'ya yakınlaşıyor. İsrail ile gerginleşip, İran'a yaklaşıyor. AKP hükümeti B planını uygulayabileceğini de gösteriyor. Eurasienne bir güç olup, Avrupa'dan uzaklaşabileceği mesajı veriyor. Bence üyelip şapkası yeniden ele alınmalı. Avrupa, Türkiye'ye verdiği sözleri tutmalı ve iyi niyetle yaklaşmalıdır. Üstelik şimdi harekete geçme zamanıdır" diyor.
Başkanlık yarışında geri sayım
Le Monde AB Başkanlık yarışını bugün “Avrupa oyununda Belçiklı joker” başlığıyla işliyor ve başkanlığın en güçlü adayı haline gelen Belçika Başbakanı Herman Van Rompuy’nün portresine yer veriyor. Gazete, herkesin Tony Blair’i favori gösterdiğini, ancak bundan böyle 19 Mayıs’ta liderler zirvesinde yapılacak seçimde Belçika Başbakanı’nın isminin dolaştığını belirtiyor.
Kültür: "Belçikalı İnanan"
Gazeteler Perşembe günlerini yine peyz perdenin yeni eserlerine ayırmışlar. Kültür bölümlerinde bu hafta gösterime giren filmlere ayıran gazeteler bir Franco-Portekiz yapımı olan "La Religieuse Portugaise/ Portekizli İnanan" filmini öne çıkarmış.Eugene Green'in yönettiği filmde Leonor Baldaque ve Diogo Doria başrolleri paylaşmış.
Arzu Çakır MORİN