publicite publicite
 
Rechercher

/ languages

Choisir langue
 
Annonce Goooogle
Annonce Goooogle

Türk Basınında Fransa - Pazartesi 16 Kasım 2009

Türkiye-Fransa: Rakip Ortaklar mı ?

Yayın tarihi 16/11/2009 Son güncelleme 16/11/2009 13:35 TSİ

Türkiye’nin AB sürecine Fransız direnişinin sürmesine karşın Ankara ile Paris arasında ikili ilişkileri geliştirmek için üstü kapalı anlaşma sağlanıp sağlanmadığına ilişkin haber ve yorumlar geçen hafta Türk medyasında hayli geniş yer tuttu. Ayrıca medyada, Orta Doğu ve Suriye ile İsrail arasında arabuluculuk için Ankara ile Paris’in rekabeti ve Elysée Sarayı hakkında haberler de vardı.

Soldan sağa: Abdullah Gül, Nicolas Sarkozy, Hüsnü Mübarek ve Ürdün Kralı 2. Abdullah Şarm El-Şeyh Zirvesi'nde görülüyorlar. (18 Ocak 2009)(Reuters)

Soldan sağa: Abdullah Gül, Nicolas Sarkozy, Hüsnü Mübarek ve Ürdün Kralı 2. Abdullah Şarm El-Şeyh Zirvesi'nde görülüyorlar. (18 Ocak 2009)
(Reuters)

 

 

Cumhurbaşkanları üstü kapalı anlaştılar mı?

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün geçen ay Paris’e yaptığı ziyaret sırasında Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ile iki ülke arasında ilişkileri geliştirmek için üstü kapalı anlaşmaya varıp varmadığına ilişkin haber ve yorumlar, geçen hafta medyada hayli revaçtaydı.

Üstü kapalı anlaşma haberleri öncesinde Sarkozy’nin Türkiye karşıtlığına Fransız Le Monde gazetesinde yöneltilen eleştiri, “Cambaz numarasını sürdürmek imkânsız” (Milliyet), “Cambazlık yapma” (Yeni Şafak), “Fransa Türkiye karşıtı tutumuna artık son vermeli” (Sabah), “Le Monde'dan Sarkozy'ye: Çok yanılıyorsun” (Radikal) başlığıyla aktarıldı. Habere göre, Le Monde gazetesinin Türkiye politikasını eleştiren İstanbul muhabiri Guillaume Perrier, Sarkozy’nin Türkiye hakkındaki çizgisini, “sürdürme imkânı kalmayan bir cambaz numarasına” benzetti. Perrier, “Fransa’nın en son geldiği ‘katılımsız katılım süreci’ çizgisinin Türk aydınlarınca, “evlenilmeyeceğini bile bile nişan yapmak” olarak değerlendirildiğini yazdı. (9 Kasım 2009)

Abdullah Gül ve Nicolas Sarkozy. Reuters

Abdullah Gül ve Nicolas Sarkozy.
Reuters

Abdullah Gül ve Nicolas Sarkozy arasında üstü kapalı anlaşma iddiası da “Fransız bakanının Türkiye iddiası” (Hürriyet), “Gül’le Sarkozy anlaşmış” (Milliyet), “Türkiye ile üstü kapalı anlaştık” (Yeni Şafak) başlıklarıyla haberleştirildi. Haberlerde, Fransa'nın Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Pierre Lellouche’un, AB üyeliğiyle ilgili sorunları “yatıştırmak” için Paris ve Ankara'nın üç konuda “üstü kapalı” uzlaşmaya vardığını söylediği bildirildi. Habere göre, Fransa Ulusal Meclisi Dışişleri Komisyonu’na bilgi veren Lellouche, üzerinde “zımni anlaşma sağlanan” konuları, “müzakere sürecinin ucu açık, müzakerelerin sürmesi herkesin çıkarına, ikili ilişkileren üst düzeye çıkarılmalı" olarak sıraladı. (11 Kasım 2009)

Sarkozy 1970'lerde kalmış” başlıklı haberde ise Türk Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Burak Özügergin’in "Böyle bir mutabakat yok. Bizim AB üyelik sürecimiz, ikili ilişkileri de etkileyen bir süreçtir" dediği vurgulandı. Habere göre, Dışişleri Sözcüsü Burak Özüergin, Fransa'nın görüşmeleri farklı yansıttığını savundu. (Sabah, 12 Kasım 2009)

Radikal gazetesinden Murat Yetkin, bir yazısında “Gül, Sarkozy ile gizli anlaşma mı yaptı?” ara başlığı altında, Fransız Bakan Lellouche’un iddialarını Çankaya Köşkü’ne sorduğunu, Köşk yetkililerinin ‘Söz konusu bile değil’ diyerek yalanladıklarını bildirdi. (12 Kasım 2009)

Murat Yetkin, “Fransa: Gizli anlaşma yok, zımni mutabakat” başlığı altında da Fransa’nın Ankara Büyükelçiliği’nden bir yetkilinin açıklamasını aktardı. Fransız yetkili, “Ortada bir gizli anlaşma yok. Anlaşma yanlış seçilmiş bir sözcük olabilir. Ama bizce Gül-Sarkozy görüşmesinde zımni bir mutabakat, karşılıklı bir anlayış birliği var. Aslında Lelouche bunu Türkiye’nin AB Bakanı Egemen Bağış’la temasında da söyledi. Türkiye ile AB üyeliği konusunda anlaşamadığımız üzerine anlaşıyoruz.” dedi. (13 Kasım 2009)

Milliyet yazarlarından Sami Kohen, Abdullah Gül ile Nicolas Sarkozy arasında üstü kapalı anlaşma haberlerini “Fransa ile ‘ucu açık’ ilişkiler” başlıklı yazısında değerlendirdi. AB konusunda mevcut derin anlaşmazlığa rağmen, Türkiye’nin Fransa ile ikili ilişkileri canlı tutmak istediğini belirten Kohen, ilişkilerin gelişebilmesi için Fransa’nın Türkiye-AB müzakere sürecini baltalayacak hareketlerden, örneğin bazı fasılların açılmasını engellemekten, Türkiye’nin asla tam üye olamayacağı nakaratını tekrarlamaktan kaçınması gerektiğini vurguladı. Kohen, Fransa’nın gerek Türkiye’nin AB üyeliği perspektifiyle ilgili olumsuz tutumunda, gerekse Kıbrıs meselesinde tamamen Rum yanlısı duruşunda değişiklik yapmadığını, bu durumda Türk-Fransız ilişkilerinin “ucu açık” (yani nereye yöneleceği belirsiz) bir ilişki olacağını yazdı. (13 Kasım 2009)

(Montaj: RFI)

(Montaj: RFI)

Hürriyet gazetesi yazarlarından Ferai Tınç da, “Fransa’nın teklifi” başlığı altında, Sarkozy yönetiminin “Avrupa sürecinde sıkıntılarımız var. Ama bırakalım bu süreç, bizim ikili ilişkilerimizi etkilemesin. İlişkilerimizi neden Avrupa Birliği uğruna tehlikeye atalım. Yeni bir dönem başlatalım.” politikası geliştirdiğini kaydetti. Ferai Tınç, AB-Türkiye ilişkileriyle Türkiye-Fransa ilişkilerinin birbirlerinden ayrı ele alınamayacağı uyarısında bulundu. (Hürriyet, 9 Kasım 2009)Star gazetesinde yazan Prof. Dr. Beril Dedeoğlu, “Fransa-Türkiye: AB’li mi AB’siz mi?” başlığı altında, Fransa’nın “AB sürecini boş verin, ikili ilişkilerimizi geliştirelim” yaklaşımına karşılık Türkiye’nin “AB sürecinden bağımsız ikili ilişki olmaz” yaklaşımını benimsediğini belirtti. Türkiye’nin Fransa’nın Sarkozy ve ekibinden oluşmadığı, Türkiye’nin AB üyeliğini reddeden kadroların dışında da bir Fransa olduğu değerlendirmesini yaptığını kaydeden Dedeoğlu, karşılıklı pozisyonların netleşmesi için Türk kamuoyunun kendi bakanlarından gelecek açıklamalara ihtiyaç duyduğunu ifade etti. (13 Kasım 2009)

Cumhuriyet gazetesinde yazan Nilgün Cerrahoğlu da, “Sarkozy’nin ‘Sakız Skandalı’” başlığı altında, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin Grand Palais'deki “Bizans'tan İstanbul'a: İki Kıtanın Limanı” sergisinin açılışında Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yanında sakız çiğnemesinin Türk medyasında ayyuka çıkarılmadığını, ancak Financial Times gazetesinde bile haberleştirildiğini yazdı. Akademisyen ve ünlü gazetecilerin bulunduğu bir davette, “sakız meselesini” gündeme getirdiğinde “Yok canım! Sahi mi söylüyorsun?” diye karşılandığını anlatan Cerrahoğlu, sözü, “Sarkozy ve Gül üstü kapalı anlaştılar” haberlerine getirdi. Cerrahoğlu, “Fransız Bakan çıkıp konuşmasa, ‘sakız skandalının’ üzerine ‘üstü kapalı anlaşma skandalı’ geldiğini hiç bilemeyeceğiz. Şimdi bunu da mı sineye çekip görmezden geleceğiz? Bu kadarı artık “sırtına vur, lokmasını ağzından al!” olmuyor mu?” diye sordu. (Cumhuriyet, 12 Kasım 2009)

Türkiye’nin AB için önemi

Üstü kapalı anlaşma haber ve yorumlarının yanı sıra geçen hafta medyada Türkiye’nin AB için taşıdığı önemi vurgulayan yorumlar da yer aldı.

Michel Rocard(Foto: AFP)

Michel Rocard
(Foto: AFP)

Fransa’nın eski başbakanlarından Michel Rocard ile Terra Nova isimli düşünce kuruluşunun direktörü Oliver Ferrand Liberation gazetesine birlikte yazdıkları makale “Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye ihtiyacı var” başlığıyla haberleştirildi. Habere göre, Ferrand ve Rocard, Fransız elit kesimini Türkiye'nin AB üyeliği konusunda kamuoyunu olumsuz etkilemekle suçladılar. Fransa'da bakanlık yapmış olan Pierre Moscovici de yine Liberation gazetesinde yayımlanan yazısında, AB'nin Türkiye'yi kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu. (Zaman, 14 Kasım 2009)

Emekli Büyükelçi Özdem Sanberk, “Avrupa kış uykusundan uyanıyor” başlıklı makalesinde Fransa ve Almanya’nın Türkiye’yi dışlayıcı politikalarına karşın, tam üyelik müzakerelerini sürdüren Türkiye’nin Avrupa’daki gelişmeleri görmezden gelemeyeceğini vurguladı. Türkiye’nin üyelik sürecinin Lizbon Antlaşmasının dışında düşünülemeyeceğini belirten Sanberk, “Avrupa’da yeni bir sayfa açılırken bizim de Lizbon’un ruhuna uygun olarak adım atmamız gerekir. Türkiye Lizbon Antlaşması ışığında Avrupa Birliği’in geleceğini nasıl gördüğünü en yüksek siyasi düzeyde açıklamalıdır.” isteğinde

AB zirvesi öncesinde “enerjik” kulis

Türkiye ile AB arasındaki müzakerelerin en kritik başlıklarından biri Türkiye’nin limanlarını Kıbrıs Rum gemilerine açıp açmayacağı.

Yorgo Papandreu.(Foto: Louisa Gouliamaki/AFP)

Yorgo Papandreu.
(Foto: Louisa Gouliamaki/AFP)

Limanlar sorunu nedeniyle 8 müzakere başlığı halen askıda tutulurken, “Türkiye'ye liman yaptırımı zorlaştı” başlıklı habere göre, Almanya ve Fransa'nın Türkiye'nin AB üyeliğine daha ılımlı bir politika izleme kararı, Güney Kıbrıs'ın limanlar için yaptırım talebini imkânsızlaştırdı. Rumların bu konuda Yunanistan ve Yorgo Papandreu hükümetini bile kendi tarafına çekemeyeceği ifade ediliyor ve Türkiye'ye uygulanacak AB yaptırımının, Kıbrıs'ta devam eden barış müzakerelerine gölge düşürmesinden endişe ediliyor. Sarkozy'nin "imtiyazlı ortaklık" kelimesinde artık ısrarlı davranmamasının ardında da, Fransız Cumhurbaşkanı'nın Türkiye ile ikili ilişkilerinin önemini kavramasının rolü olduğu belirtiliyor. (Sabah, 12 Kasım 2009)

Psikolojik darbe” başlıklı haberde de, Türk limanlarının Rumlara açılmasına ilişkin Ek Protokol'ün ele alınacağı 10-11 Aralık'taki AB Zirvesi'nde Türkiye krizi yaşanabileceği bildirildi. Haberde, zirvede İsveç’in önerdiği “Türkiye ile ilgili değerlendirme Kıbrıs'ta müzakereler sona erinceye kadar ertelensin.” seçeneği ile Fransa’nın gündeme getirmek istediği “Türkiye'ye yaptırım uygulayalım.” seçenekleri üzerinde durulacağı belirtildi. (Yeni Şafak, 13 Kasım 2009)

Türkiye ile AB arasındaki kritik başlıklardan birini de enerji işbirliği oluştururken, Türk Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın konuya ilişkin açıklamaları Akşam gazetesinde “AB enerji başlığını açmadan Fransa'yı Nabucco'ya almayız” başlığıyla aktarıldı. Habere göre, “Hem Avrupa Birliği'nin enerji sorununu çözüyoruz hem de Sarkozy'nin demeçlerini dinliyoruz'.” diyen Yıldız, “AB enerji başlığını açmadan Fransa'yı Nabucco'ya almak doğru değil. Enerji başlığı açılmadan konuyu gündeme getirmek pek de şık olmaz. Bu bize teklif dahi edilmemeli...” diye konuştu. (13 Kasım 2009)

Türkiye ile Fransa’nın arabuluculuk rekabeti

Filistin Hamas hareketinin lideri Halit Meşal (21 Ocak 2009 - Şam).(AFP)

Filistin Hamas hareketinin lideri Halit Meşal (21 Ocak 2009 - Şam).
(AFP)

Türkiye ile Fransa’nın Suriye-İsrail anlaşmazlığında arabuluculuk rekabeti haberleri öncesinde “Sarkozy'ye Hamas'la temas için rapor” başlıklı haberde, Fransa'nın Filistinlilerle ilişkilerde Türkiye ile beraber hareket etmesini öneren raporun Sarkozy'ye sunulduğu bildirildi. Habere göre geçen Şubat ayında Hamas'ın lideri Halit Meşal ile buluşan, Fransa'da iktidardaki UMP'li Senatör Philippe Mariari, Cumhurbaşkanı Sarkozy'ye sunduğu raporda, Hamas'a "karantina" nın sürdürülemez olduğunu, "Fransa'nın, Mısır ve Türkiye ile birlikte, doğrudan yer alacağı yeni bir müzakere sürecinin başlamasına çaba göstermesi gerektiğini" ifade etti. (Sabah, 10 Kasım 2009)

Fransa: İsrail artık barış istemiyor” başlıklı haberde ise, Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner’nin, İsrail'i artık barış istememekle suçladığı bildirildi. Habere göre, France inter radyosuna konuşan Kouchner, İsrail’in barış istemediğini yinelerken, İsrail’in bölgede yeni yerleşim birimleri kurmasına karşı olduklarını da vurguladı. (Zaman, 11 Kasım 2009)

Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin, Türkiye’nin dolaylı arabuluculuğunda yapılan ve yarıda kalan İsrail-Suriye görüşmelerinin sürmesi için nabız yokladığı haberi de “Sarkozy ara buluyor” (Hürriyet) ve “Fransa rol çalıyor” (Milliyet), “Sarko rol çalıyor” (Star), “Paris, Şam-Tel Aviv görüşmelerine talip” (Akşam) başlıklarıyla aktarıldı. Haberde, Sarkozy’nin Paris’te görüştüğü İsrail Başbakanı Netanyahu’nun “önkoşulsuz görüşelim” mesajını Suriye Devlet Başkanı Esad’a ileteceği belirtildi. (13 Kasım 2009)

Sarkozy-Esad görüşmesinin haberi, “Samimiyse uzmanlarını Türkiye’ye göndersin” (Hürriyet), “Esad Türkiye’yle devam etmek istiyor” (Milliyet), “Esad Türk arabulucuda ısrarlı” (Sabah), “Esad Türkiye’de ısrarlı” (Radikal) başlığıyla aktarıldı. Haberde, Suriye Devlet Başkanı Esad’ın, İsrail Başbakanı’nın “önkoşulsuz görüşelim” teklifine Paris’ten yanıt verdiği, “Barış istiyorsa, zaten bir arabulucu var. Uzmanlarını Türkiye’ye yollasın.” dediği bildirildi. (14 Kasım 2009)

Elysée Sarayı’ndan haberler

Sarko oğlunu kayırıyormuş” başlıklı haberde, geçen ay küçük oğlu Jean'ı iş hayatında 'kayırdığı' gerekçesiyle eleştirilen Nicolas Sarkozy’nin, bu sefer hiphop müzik yapımcısı olan büyük oğlu Pierre'e 'arka çıktığı' gerekçesiyle suçlandığı bildirildi. (Yeni Şafak, 10 Kasım 2009)

Amerikalı müzisyen Harry Connick, Jr.(Wikipedia)

Amerikalı müzisyen Harry Connick, Jr.
(Wikipedia)

Sarkozy, Carla için stüdyoya bile gitmiş” başlıklı haberde, Carla Bruni’nin ABD’li şarkıcı, aktör, piyanist Harry Connick Jr ile düet yaptığı, kayıt sırasında Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin miksaj odasında beklediği bildirildi. (Hürriyet, 14 Kasım 2009)

Carla Bruni’nin Cumhurbaşkanı kocasının kararları üzerinde etkili olup olmadığıyla ilgili haber, “Sarkozy üzerinde siyasi etkim yok” başlığıyla aktarıldı. (Yeni Şafak, 14 Kasım 2009)

İrlanda-Fransa maçı öncesinde Sarkozy için VIP bölmesi talebine İrlanda’nın yanıtı da, “Fransa ile İrlanda arasında boy krizi” (Milliyet), “Kısa boyu diplomatik skandala yol açtı” (Akşam) başlığıyla haberleştirildi. Habere göre, İrlandalı yetkililer, boy kompleksi olan Sarkozy'nin sahayı daha iyi görmek amacıyla üzerine çıkmak için bir kutu istediğini sanarak, Sarkozy'e sahanın çoğunu görebileceği 30 cm'lik ve sahanın panoramik görünümünü garanti eden 60 cm'lik iki kutu önerdiler. İrlanda’nın yanıtı, Elysée Sarayı’nda “İrlanda Hükümeti'nden bunu beklemezdik” diye karşılandı. (15 Kasım 2009)

Fransa’dan diğer haberler

Paris’te anlamlı tören” (Milliyet), “Düşmanın zafer töreninde” (Hürriyet) başlıklı haberlerde, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in, Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya’ya son derece ağır bir anlaşma imzalatan Fransa’nın, ‘Zafer günü’ olarak kutladığı 11 Kasım törenlerine katıldığı ve Paris’teki kutlamalara giden ilk Alman Başbakanı olduğu belirtildi. (12 Kasım 2009)

Fransa Mültecileri Koruma Ofisi’nin (OFPRA) Türkiye’yi mülteci başvurularında “güvenli ülkeler” listesine aldığına ilişkin haber, “DTP’liyim diyen Fransa’ya iltica edemeyecek” (Hürriyet), “Cem Uzan’a kötü haber” (Milliyet), “Fransa’dan Cem Uzan’a kötü haber” (Zaman)  başlığıyla aktarıldı. Haberde kararın Türkiye’den yapılan mülteci başvurularının Fransa tarafından kabul edilmesini zorlaştıracağı bildirildi. (14 Kasım 2009)

Bu arada hükümete yakın Star gazetesinde yazan Ardan Zentürk,“İşler iyi gitmiyor” başlığı altında, Fransa’nın bir politikacıdan çok akademisyene benzeyen Maliye Bakanı Christine Lagarde’ı BBC ekranında izlerken, politika ile sokağın özellikle kriz zamanlarında birbirlerinden ne kadar koptuklarını bir kez daha anladığını belirtti. Fransız Bakan’ın, “Fransa için ekonomik kriz sürüyor ama durgunluk sorununu aşmayı başardık” sözlerini aktaran Zentürk, Almanya, Fransa ve İngiltere ekonomilerinin krizden çok fena etkilendiklerini, Paris’te akşam saat 10’dan sonra evsiz ve parasız binlerce kişinin geceyi karton kutuların üzerinde geçirdiklerini anlattı. 27 Avrupa Birliği ülkesinde toplam 22 milyon 123 bin kişinin işsiz olduğunu ifade eden Zentürk, bu rakamın “Yeni Berlin Duvarı” inşa edebileceği uyarısında bulundu. (12 Kasım 2009)

Ödüllü yazar cumhurbaşkanını nasıl kötüler” başlıklı haberde, Fransa’nın “edebiyat nobeli” sayılan Goncourt ödülüne layık görülen Afrika kökenli yazar Marie Ndiaye’nin “Nicolas Sarkozy, cumhurbaşkanı seçildi diye Fransa’yı terk ettim” şeklindeki sözlerinin polemik yarattığı bildirildi. Habere göre, Sarkozy’nin partisi UMP’nin milletvekili Eric Raoult, Kültür Bakanı Frédéric Mitterand’a mektup yazarak, Goncourt ödülü alan birinin sözlerine dikkat etmesi gerektiğini savundu. Sol muhalefet, “Kimse yazara ve ifade özgürlüğüne dokunmaya kalkmasın” diye kıyameti kopardı. Mitterrand ise, “Ndiaye istediğini söyleme hakkına sahiptir. Raoult da istediğini söyler. Ben bu polemikte hakem olmam” dedi. (Hürriyet, 13 Kasım 2009)

"Trois femmes puissantes / Güçlü Üç Kadın" adlı romanıyla 2009 Goncourt Edebiyat ödülünü kazanan Marie NDiaye görülüyor (2 Kasım 2009).(Elisabeth Bouvet/RFI)

"Trois femmes puissantes / Güçlü Üç Kadın" adlı romanıyla 2009 Goncourt Edebiyat ödülünü kazanan Marie NDiaye görülüyor (2 Kasım 2009).
(Elisabeth Bouvet/RFI)

                     Rahmi Yıldırım / Ankara / 16 Kasım 2009