Yayın tarihi 20/11/2009 Son güncelleme 21/11/2009 16:58 TSİ
Bugünkü Fransız yaygın basınının tam manşetleri şöyle: Le Figaro “Belçika Başbakanı (Herman Van Rompuy) Avrupa’nın İlk Başkanı Oldu” ve “Fransa-İrlanda – Henry’nin Hatası Bir Devlet Sorununa Dönüşüyor; Les Echos “Avrupa: Yirmiyediler (Kendi) Kendilerine Bir Başkan Seçti”; Libération “Fransa Dünya Kupasında – Hiç de Hoş Değil !”; France Soir “Fransa Dünya Kupasına ‘El’ Koydu”; Le Parisien “Thierry Henry’nin Eli ‘Rahatsızlık’ Yarattı”; La Croix “Hıristiyanlar Krize Karşı Harekete Geçtiler”; Le Monde “Juppé ve Rocard Yarının Fransası’nı Düşünüyorlar”; La Tribune “AZF Davasında Herkes Serbest” ve L’Humanité “Çocuklarımızın Yaşadıkları”.
Avrupa’ya “Dekor” Başkan
Bugünkü gazetelerin manşet tacı ettikleri iki kişilikten biri şimdiden tarih yazdı. Belçika’nın parçalanma tehlikesi yaşadığı günlerde iktidar başına geçen, Avrupa ve dünya kamuoyunun çok az tanıdığı bir siyaset adamı olan Başbakan Herman Van Rompuy dünden beri “Avrupa’nın İlk Başkanı” ünvanına kavuştu. 27 üye ülkenin devlet ve hükümet başkanları dün akşam, tam deyişiyle Avrupa Birliği Konseyi Başkanı’nı seçtiler, daha da doğrusu atadılar. Gündelik basına göre Lizbon Antlaşması doğrultusunda atılan bu ilk yeni adım, Avrupalı Yeşillerin lideri Daniel Cohn-Bendit’in deyimiyle bir “Demokrasi Karikatürü” veya “Başkanlık” makamı veya onu işgal eden kişilik bir “Dekor” gibi görülse de farklı bir sürecin açıldığına işaret ediyormuş. Olumlu veya olumsuzluğunu zamanın tayin edeceği yeni aşamanın yıldızı Van Rompuy Fransız bölgesel basınının en ünlü kalemlerinden Jacques Camus’den şöyle acımasız bir eleştiri almış. “Kokusuz, renksiz ve lezzetsiz...” Nicolas Sarkozy ve Angela Merkel ikilisinin istekleri doğrultusunda, liberal bir siyaset adamı, üstelik Türkiye’nin AB’ye girmesine karşı...

Herman Van Rompuy (sl) ve Catherine Ashton (sğ) bir arada görülüyorlar.(19 Kasım 2009 - Brüksel)
(AFP)
Avrupa’nın ilk başkanının seçilmesine manşetten eğilen iki gazete, genellikle Herman Van Rompuy’un kişilik ve siyasi çizgisini de savunan iki yayın organı olmuş. Bunlarında başında “Belçika Başbakanı Avrupa’nın İlk Başkanı Oldu”, başlığıyla muhafazakâr Le Figaro gelmiş. Gazetenin son derece temkinli, titiz ve ince bir “uzlaşma sanatı” ustası olarak tanıttığı kişilik Belçika başbakanlığından istifa ettikten sonra 1 Ocak 2010’da yeni görevine başlayacakmış. Le Figaro’nun vesileyle uzunca tanıttığı bir başka siyasetçi de Avrupa’nın 2 numarası nitelenebilecek, “AB Dışilişkiler Yüksek Temsilcisi” veya “Avrupa Dışişleri Bakanı” denebilecek bir göreve getirilen İngiliz Baron bayan Catherine Ashton olmuş. Dün bu görevlere seçilen veya atanan kişilikler, gazeteye göre Avrupa’daki belli nüfuzlu siyasi güçler arasındaki dengeleri bağdaştıran çehrelermiş.
Fransa’nın en önemli ekonomi günlüğü Les Echos da “Avrupa: Yirmiyediler (Kendi) Kendilerine Bir Başkan Seçti”, manşetiyle aynı konuya eğilmiş. Gazete ayrıca yakın zamana kadar Tony Blair’in adaylığını destekleyen İngiliz başbakanı Gordon Brown’un, Ashton’un adaylığının 2. numaraya kabul edilmesi üzerine son anda Blair’i bırakmak zorunda kaldığını kaydetmiş. Üstelik Brown 27 üye arasında Van Rompuy’a karşı çıkan tek lider olarak izole kalmış. Catherine Ashton bir önceki dönemde AB Dış Ekonomiden Sorumlu Komiserliği görevini deruhte etmekteymiş.
Henry’nin “Kutsal/Ahlaksız” Elleri
Fransız Ulusal Futbol Takımı kaptanı Thierry Henry ve elleri gerçek bir devlet davası, hatta skandala dönüşüyor. Günün en fazla manşetlere taşınan ikinci kişiliği, futbolcu Henry takımına çirkin ve faullü bir el hareketiyle kazandırılmasına yardımcı olduğu golle kimilerine göre “kutsal”, kimilerine göre de “ahlaksız” ellere sahip. 4 gazetenin (hatta gündelik spor gazetesi L’Equipe’i de sayarsak 5) manşetine yerleşen olay neredeyse Fransa ile 2010 Dünya Futbol Şampiyonası’ndan elenen İrlanda arasında devletlerarası bir diplomatik çatışmaya dönüşecek.
Le Figaro’nun “Fransa-İrlanda – Henry’nin Hatası Bir Devlet Sorununa Dönüşüyor”; Libération’un “Fransa Dünya Kupasında – Hiç de Hoş Değil !”; France Soir’ın “Fransa Dünya Kupasına ‘El’ Koydu” ve Le Parisien’in “Thierry Henry’nin Eli ‘Rahatsızlık’ Yarattı” başlıklarıyla ele aldıkları ve sayfalarca işlenen haberler ve yorumlarda genel izlenim İrlanda ekibinin, hileli bir hareket ve hakem hatası sonucu büyük bir haksızlığa uğradığı görüşünde hemen hemen oybirliğiyle birleşiyor. Ancak takınılacak tavır konusunda iki ayrı kamp var. Bir tanesi Uluslararası Futbol Federasyonu FİFA’nın maçı iptal edip, yeniden oynananması gerektiğini savunurken, diğer görüş futbolda böyle hataların olduğunu, olabileceğini belirtip maçın tekrardan oynanmasına hiç bir biçimde gerek olmadığını ileri sürüyor.
Çocuk Haklarından Yarının Fransası’nın Düşünenlerin Önerilerine
Komünist L’Humanité bugün Uluslararası Çocuk Hakları Konvansiyonu’nun 20. yılını kapağına ana konu olarak taşıyan tek gazete olmuş. “Çocuklarımızın Yaşadıkları” sözleriyle bugün Fransa’da bile çocuk haklarına saygı gösterilmediğini hatırlatan yayın organı, milyonlarca küçük yaştaki çocuğun örneğin halen tatil nedir bilmediklerini, kayıtsızca göz altına alındığını hatta hapse atıldığı belirtmiş. Çeşitli sivil toplum ve dayanışma örgütü sorumlusunun görüşlerine de yer veren gazete tüm sayfalarına çocuklardan alıntılar yerleştirmiştir. Bunlardan biri, Ambrine isimli Fas kökenli bir çocuk Fransız yetkililere şöyle bir gerçeği hatırlatmış: “Bir çocuğun eğlenme, dinlenme ve tatil hakkı vardır. Yoksa ahlak sağlığı bozulur ve bilgisiz olur...”
Le Monde ise yaşlı ve akil adamları manşete aktarmayı yeğlemiş: “Juppé ve Rocard Yarının Fransası’nı Düşünüyorlar.” Sosyalist eski başbakanlardan Michel Rocard ile liberal sağcı eski başbakanlardan Alain Juppé’nin ortak başkanlığını yaptıkları “Devlet İstikraz Tahvilleri Raporu Komisyonu” toplanacak fonların Fransa’nın yarınını garantiye alanlarda kullanılmasını tavsiye etmişler. Bunların başında da önce “yüksek eğitim” ve sonra da “araştırmacılık / yaratıcılık” geliyormuş. Ancak son söz Aralık ayı başında kararını açıklayacak cumhurbaşkanına aitmiş.
Diğer ekonomi gazetesi La Tribune 2001 yılında Toulouse’da 31 kişinin ölümüne mal olan AZF patlamasının mahkeme kararlarını ele almış. “AZF Davasında Herkes Serbest.” Adalet sorumluluklardaki şüphelere yeterli kanıt getirilememesi nedeniyle tüm zanlılara ve yargılananlar hakkında beraat kararı vermiş. Kaza kurbanlarının aileleleri kararı şiddetle protesto etmişler.
Hıristiyanlardan Müslümanlara Mücadele Dünyası
Küresel kriz her ne kadar mali çevreler, bankalar için geride kalmış görünüyorsa da, krizin ekonomik ve sosyal etkileri bütün dünyayı olumsuz anlamda vurmaya devam ediyor. Katolik La Croix gazetesi krize karşı Fransız kilisesi ve dini dayanışma kuuruluşlarını faaliyetlerini ele almış. “Hıristiyanlar Krize Karşı Harekete Geçtiler” manşeti altında bir dosya hazırlayan gazetenin görüştüğü Chartres Episkoposu Mgr. Michel Pansard, “Merhamet ve iyilikseverlik Hıristiyan toplumunu oluşturan temel ögelerden biridir. Bunu günümüzde bir mücadele aracı olarak kullanmasını bilmeliyiz”, şeklinde konuşmuş.
L’Humanité gazetesinin Cuma günü Avrupa özel sayfalarında Türkiye Kürtlerinin mücadelesine yer verilmiş. Hassane Zerrouky’nin kaleme aldığı, “Dikenli Kürt sorunu Türk parlamentosunu ilk kez işgal etti”, başlıklı yazıda Türkiye’de demokrat çevrelerin ve Kürtlerin yıllardır sürdürdüğü ulusal ve kültürel tartışma ve mücadelesinin semeresini vermeğe başladığı anlatılmış.
Nedim Gürsel ve "Allahın Kızları"
Bugün tarihinin taşıyan Le Monde gazetesi kitap ekinin son sayfasını tümüyle Fransa'da yaşayan tanınmış Türk yazar, edebiyat araştırmacısı ve öğretim üyesi Nedim Gürsel ile gerçekleştirilmiş bir söyleşi ve Fransızcada yeni yayımlanan, Türkiye'de yargılandıktan sonra aklanan son romanı, "Allahın Kızları" isimli eserine ayırmış.
Uğur Hüküm